Ötüken Türkler İçin Neden Kutsaldır? Bir Genç Türk’ün İçsel Yolculuğu
Geceyi uyuyarak geçirmeyi hiç düşünmemiştim. Kayseri’nin soğuk sabahlarında gözlerimi açtığımda, hala içimde bir eksiklik vardı. O eksiklik, bazen gözle göremediğimiz ama kalpte hissettiğimiz bir şeydir: aidiyet duygusu. Bunu anlamam, her şeyin ne kadar bağlı olduğunu fark etmem biraz zaman almıştı.
Bir akşam, öylesine yalnız ve kaybolmuş hissettiğim bir anda, tesadüfen Ötüken hakkında bir yazı okudum. Türklerin kutsal kabul ettiği, ormanla iç içe geçmiş bu kadim topraklar, beni o kadar derinden etkiledi ki, bir an için kendimi kaybettiğimi düşündüm. Ötüken, benim için sadece bir yer ismi değil, adeta bir ruh haline dönüştü.
Bir Yolculuk Başlıyor
Bazen, insanın hayatında bir dönüm noktası olur. O nokta, hiç beklemediğiniz bir an, hiç beklemediğiniz bir yerde gelir. Benimki de işte böyle bir andı. Kitapların, tarihin ve mitlerin derinliklerinde kaybolurken, birdenbire şunları düşündüm: “Ötüken nasıl bu kadar önemli olabilir? Neden Türkler için kutsaldır?”
İçimdeki bu sorularla sabaha kadar yatakta dönüp durdum. Kayseri’nin sokakları sabahın ilk ışıklarıyla aydınlanmaya başlarken, kendi içimdeki karanlık da aydınlanıyordu. Beni etkileyen bu kutsal toprakları düşündükçe, Ötüken’in anlamı daha da büyüdü. O topraklar, Türklerin atalarından gelen bir bağ, bir miras, bir kimlikti. Bir kimlik ki, her Türk’ün kalbinde yer etmiş, ruhunun derinliklerinde yankı yapıyordu.
Ötüken, aslında bir yer değil, bir anlamdı. O anlam, sadece topraklarda değil, Türk milletinin ruhunda da derin izler bırakıyordu. Bir milletin doğduğu yer, ruhunun şekillendiği yerdi. Bu düşünceler kafamda yankılandıkça, birdenbire Kayseri’nin sokaklarını yürürken, her adımda sanki başka bir dünyaya adım atıyordum.
O Yeri Hissetmek
Bir gün, bir kafede otururken yanımdaki arkadaşım, “Hadi, seni bir yere götüreceğim” dedi. Ne olduğunu bilmeden, hemen kalkıp onun peşinden gitmeye başladım. Biraz yürüdük, sonra sanki bir anda bambaşka bir yerleşim yerine girmişiz gibi hissettim. Kayseri’nin arka sokaklarından birine girmiştik, her şeyin rengini kaybettiği, tarihi bir atmosferin içine düşmüştük.
Gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım ve bir an için kendimi ormanın içinde, Ötüken’de hissettim. Sanki bir zamanlar atalarım bu topraklarda yürümüş, buralarda iz bırakmışlardı. İçimden bir şeyler kıpırdamaya başladı. O ormanın karanlıkları ve sessizliği içinde kaybolan sesler, yüzyıllar öncesinin yankılarıydı. Ötüken’in anlamı işte tam burada devreye girdi. O ormanın derinliklerinde, Türklerin varlıklarını koruyarak, kendi kimliklerini buldukları bir yer vardı. Bu, sadece bir toprak parçası değil, bir hayat biçimiydi.
Bir Umut, Bir Hüzün
Zihnimde bu düşüncelerle yürürken, derin bir içsel çatışma yaşadım. İçimdeki boşluk, bir yandan geçmişin izlerini ararken, diğer yandan geleceği sorguluyordu. Bugün, Ötüken gibi kutsal bir yeri bile anlamadığımızı düşündüm. Bir halk, kendi geçmişine ne kadar sahip çıkarsa, o kadar güçlü olur. Ama biz, bazen geçmişi unutuyor, o köklerden kopuyoruz. İşte tam o anda, içimde bir umut ışığı yanmaya başladı.
Belki de ben, Ötüken’in bu kutsal anlamını anladıkça, kendimi daha güçlü hissedecektim. Geçmişin mirasıyla, şu anı daha anlamlı kılacaktım. Bu yolculuk, sadece fiziksel bir keşif değil, ruhsal bir keşifti. Kimliğimizi, tarihimizle buluşturduğumuzda, içsel dünyamızda büyük bir değişim başlar. O yüzden, Ötüken Türkler için kutsaldı; çünkü o topraklarda, her bir bireyin ruhu bir araya geliyordu.
Son Sözler: Aidiyetin Gücü
Geriye dönüp, Kayseri’nin sokaklarına adım attığımda, artık daha başka bir bakışla yürüyordum. O anı, o duyguyu, o bağlantıyı hissetmiştim. Ötüken, Türkler için bir yer değil, bir kimlik, bir hayat biçimiydi. O topraklarda doğan her insan, içindeki güçle büyür ve kendi kimliğini bulur. Ötüken’in kutsallığı, işte tam da buradaydı: bir milletin özüyle birleştiği, kendini bulduğu yerdi.
Bunu fark ettiğimde, sadece geçmişi değil, geleceği de daha net görmeye başladım. Ötüken’e duyduğum hayranlık, bir bağlılık hissine dönüştü. Belli ki, kendi köklerimizi hatırladıkça, daha güçlü bir yarın inşa edeceğiz. O yüzden, kaybolduğumda, hep içimdeki o kutsal toprakları bulacağım.